06 Aralık 2016 Salı

Oruç tutmak sinir ve stres yapar mı?

Dr. Mehmet Yavuz, gün içinde sürekli çay ve kahve içen bir kişinin oruç tuttuğunda, birçok sıkıntı yaşayabileceğini belirtti

05 Haziran 2016 Pazar 14:17
Oruç tutmak sinir ve stres yapar mı?
NÖROLOJİ Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, gün içinde sürekli çay ve kahve içen bir kişinin oruç tuttuğunda, kafein yoksunluğuna bağlı olarak birçok sıkıntı yaşayabileceğini söyledi. Ramazan ayına girildiğinde kişi her açıdan oruca kendini hazırlamalı. Oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığı, duygu ve düşüncelerimizle, davranışlarımızla, konuşmalarımızla dolayısıyla her halimizle orucun manevi havasını yaşamamız gerektiğini bilmeliyiz" diyen Dr. Yavuz, "Hoşgörü sınırlarımızı ve tolerans düzeyimizi zorlayan olaylar karşısında oruçlu olduğumuzu hatırlamalı ve kendimizi kontrol altında tutma becerisini gösterebilmeliyiz. Özellikle yazın uzun günlerinde oruç tutma esnasında, vücut sıvılarında yüzde 14 civarında bir azalma oluyor. Bu nedenle sahurda fazladan sıvı alımına dikkat edilmeli. Bu konu bilhassa yaşlılarda sorun oluşturabilecek bir durum. Felç geçirmiş ya da felç geçirme riski bulunan kişilerin oruç tutması mahzurlu olabilir" dedi.
'SPOR İFTARDAN SONRA YAPILMALI'
Oruç tutan bir kişinin normal şartlar altında aşırı asabiyet belirtileri göstermesinin pek beklenmediğini anlatan Dr. Yavuz, "Ancak oruç esnasında sürekli aşırı sinirli ve agresif tavırlara giren kişilerde iki muhtemel olay olası. Birincisi kişi hipoglisemiye giriyor. Uzun yaz günlerinde açlık nedeniyle hipoglisemi gelişebilir. Hipoglisemi esnasında beyin hücrelerinin glikoz ihtiyacı yeterince karşılanamaz. Bu durum ise adrenerjik sistemin devreye geçmesine ve stres hormonlarının salgılanmasına neden olur. Bunun sonucu olarak, hassasiyet alınganlık, terleme, aşırı sinirlilik halleri ve çarpıntı görülebilir. Eğer kan şekeri 50 miligramın altına düşmüşse oruç derhal bozdurulmalı. Düzenli spor alışkanlığı olan kişiler, hipoglisemi riskinden dolayı spor aktivitelerini mümkün mertebe oruçlu iken değil, iftardan 2-3 saat sonra yapmalı" şeklinde konuştu.
'TRAFİK KURALLARINA DAHA DUYARLI OLUN' 
Oruç esnasında gelişen hipogliseminin, iftardan sonra geçen bir baş ağrısına da neden olabileceğine dikkat çeken Yavuz,
"Bunun bir metabolik adaptasyon sorunu olduğunu ve Ramazan'ın ilk haftasından sonra geçeceği bilinmeli. Diğer bir sebep ise sigara, alkol ve kafein bağımlılığı. Gün içinde sürekli çay ve kahve içen bir kişi oruç tuttuğunda, kafein yoksunluğuna bağlı olarak dikkat düşmesi, dalgınlık, uykuya meyil, tahammülsüzlük, huzursuzluk ve gerginlik halleri yaşayabilir. Dolayısıyla kişinin toleransı azalabilir. Normalde hoşgörü ile karşıyalabileceği birçok şeye tepkisel bir davranışa girebilir. Ayrıca baş ağrıları ve hafif dengesizlik hisleri görülebilir. Normal zamanlarda yoğun kafein tüketen bir kişi, bu tarz kafein yoksunluğu belirtileri yaşamaması için Ramazan girmeden önceki günlerde alınan kafein miktarını makul ölçülere çekerek, vücudunu oruca hazırlamalı. Ayrıca özellikle araç sürücüleri, oruç esnasında düşük kafein seviyelerinin sebep olduğu dikkat eksikliği ve dalgınlık durumlarına karşı çok tedbirli olmalı. Oruçlu olmanın bilinci ile düşük hızda seyretmeli, ani manevralardan kaçınmalı, trafik kurallarına karşı her zamankinden daha duyarlı olunmalıdır" diye konuştu. 
'DAHA SİNİRLİ VE AGRESİF OLABİLİRLER' 
Dr. Yavuz daha sonra şunları kaydetti: "Sigara bağımlısı bir kişide de tolerebilite düşebilir. Bu durum nikotinin sinir sistemi üzerindeki teskin edici etkisinin kalkmasından kaynaklanır. Kişiler normale göre daha sinirli, hiddetli ve toleransız olabilirler. Bu nedenle Ramazan başlamadan önceki günlerde sigarayı azaltmak mümkünse hiç içmemek en doğru yol olsa gerek. Yılın on bir ayında sürekli alkol kullanıp da Ramazan ayında bir ay boyunca hiç alkol almayanlara sıkça rastlıyorz. Alkolün sinir sistemi üzerine toksik etkiler gösterdiği malum. Sinir sistemi üzerine baskılayıcı ve engelleyici özellikleri nedeniyle kişinin tepkisel reflekslerini azaltan etkileri var. Özellikle psikopatik alt yapısı ya da eğilimi olan kişilerde hem aşırı alkol kullanımı, hem de alkol yoksunluğu agresif ve aşırı sinirli davranışlara neden olabilir. 
'ORUÇ TUTUYORUM SİNİRLİYİM BİR BAHANE'
Oruç tutan bir kişinin, "Ne yapayım oruç tutuyorum, bu nedenle çok sinirliyim" türden bahanelerinin hiçbir makul gerekçesi olamaz. Eğer oruç nedeniyle gerçekten çevresine ve kendisine zarar verici bir tutuma giriyorsa ve bunu kendi kişisel çabaları ile önleyemiyorsa, mutlaka profesyonel yardım almalı. Unutmamalıdır ki, oruç tutması nedeniyle aşırı sinirli olan birinin, bu davranışları oruç tutmadığı zamanlarda da göstermesi yüksek olası. Bu nedenle profesyonel bir inceleme ile alttaki nedenler araştırılmalı ve tedavi edilmeli. Diğer taraftan sosyopatik ve psikopatik alt yapısı olanlarda oruç nedeniyle açlığın oluşturduğu ve hipoglisemiden kaynaklanan adrenerjik aktivite, bu kişilerdeki agresif dürtüleri açığa çıkarabilir. Bunun sonucunda da kontrolsüz ve adeta bilinçsizce agresif tavırlar ve şiddet uygulamaları görülebilir. Böyle kişilik bozukluğu altyapısı olan kişilerin tedavi olmadıkları sürece özellikle yazın uzun günlerinde oruç tutmamaları toplum sağlığı açısından daha doğru olsa gerek. Böyle psikopatik kişilik bozukluğu olup, tedavinin fayda vermediği kişilere oruç tutmak, doktorlar tarafından yasaklanmalı. 
'ORUÇLUYKEN ALGILAMA FAALİYETİ ARTAR'
Oruç tutmayla birtakım bedeni arzulardan bir süreliğine de olsa uzaklaşırız. Böylece işlerimize daha çok odaklanmak ve yoğunlaşmamız mümkün olur. Oruçlu iken bedenimiz lüzumsuz metabolik aktivitelerle uğraşmayacağı için algılama ve öğrenme faaliyetleri çok artar. Hafıza ve belleğimiz daha fazla kayıtlama yapar. Mide dolu iken, algılama ve öğrenme minimuma iner. Bu noktada yoğun metabolizma faaliyetleri esnasında beyin kan dolaşımı da normale göre azalır. Bu ise yeni şeyler öğrenmeyi asgariye indirir. Tarihteki birçok ünlü düşünür ve filozofun sık sık kendilerini günlerce açlığa tabi tutarak fikir ürettiklerini biliyoruz. Bu nedenle az yemenin zihni açtığını ve kişiyi daha mantıklı düşünmeye sevk ettiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla orucun kişisel gelişim üzerine çok olumlu etkileri vardır. Oruç sayesinde bir nevi davranışları kontrol etme antrenmanları yapılır. 
'ORUÇ TUT GENÇ KAL' 
Kandaki lipit ve kollesterol düzeyinin birçok hastalıkta kilit rol oynadığını artık biliyoruz. Damar duvarları, düzensiz ve disiplinsiz beslenme sonucu olarak zaman içerisinde kolesterol parçacıklarıyla kaplanarak kan sirkülasyonunu bozar. Özellikle dokuları besleyen küçük kapiller damarlar çalışamaz hale gelir. Dokuların beslenmesi bozularak birçok hastalık tezahür eder. Hücre yenilenmesi aksar, dokuların kendini onarması imkansız hale gelir. Yaşlanma süreci hızlanır ve organ kayıpları oluşur. Bu nedenle sadece Ramazan aylarında değil, normal zamanlarda da düzenli oruç tutanlarda lipit ve kollesterol düzeyleri azalacağı için damarlar kendilerini tamir imkanı bulur. Damar lümenleri temizlenir ve kan dolaşımı rahatlar. Adeta kireçle kaplı olan damar cidarları normal anatomik yapısına döner. Bir doktor abimiz yıllar önce yemek öğünlerini günde bire indirmişti. Sonraki süreçte yaklaşık 6 ay sonra beyazlaşan saçlarının tekrar siyahlaştığını ve eskiden asansörle çıkmak zorunda kaldığı yerleri şimdi adeta koşarcasına merdivenlerden çıkabildiğini söylemişti. Dolayısıyla düzenli oruç tutmanın yaşlanmayı geciktirerek kişiyi daha genç yapacağını söyleyebiliriz. 
'ORUÇ TÜM ORGANLARI DİNLENDİRİR'
Gün içerisinde sürekli bir şeyler yiyip içmek, sürekli vücut metabolizmasını meşgul eden bir durum. Bu ise vucudun savunma sistemini zayıflatan bir olgudur. Metabolizma artıkça savunma zayıflar. Çünkü vücut tüm enerjisini, dışardan alınan gıdaları hazmetmek için kullanır. Bu nedenle oruç tutan kişilerde metabolizmaya ayrılan zaman azalacağı için savunma direnci yükselir. Oruç, aynı zamanda başda karaciğer olmak üzere tüm sindirim organlarının dinlenmesine de imkan tanır. Karaciğer bir fabrika gibi doğumdan hayatın sonlanacağı güne kadar sürekli çalışır. Oruç vasıtasıyla karaciğeri dinlendirmek onun da ömrünü uzatacaktır. Vücut savunmasında, kan içinde devriye gezen akyuvarların performansı çok önemli. Bunlar vücüdun her noktasına çok çabuk ulaşabilirler. Herhangi bir düşman alarmı geldiği zaman, bu askerler hemen olay yerine sevkedilirken bir yandan da kemik iliğinde yeni askerler üretilmeye başlanır. Dinlenmiş bir bedende, dinlenmiş bir metabolizma da vücüdun karakolları ve askerleri en yüksek performansla çalışır. Oruç tutan kişide aynı zamanda damar cidarları da sağlam olacağı için askerler en ince dokulara kadar gidebilirler. 
ORUÇ KANSER OLUŞUMUNU ÖNLEYEBİLİR Mİ? 
Kanser, vücudun herhangi bir yerinde birkaç anarşik hücrenin terör faaliyetleri için başkaldırması ile başlar. Ancak bu terörist faaliyet bazen truva atı gibi bedenin kendi dokusu gibi bir görüntü vererek savunma sistemini yanıltmak isteyebilir. Eğer beden, sürekli metabolizma faaliyetleri ile uğraşıyorsa hem istihbaratı zayıflar, hem de neler olup bittiğini tam anlayamayabilir. Oruçlu kişi de ise organizma kendini kontrol etmeye vakit bulur ve böyle terörist faaliyetlere anında müdehale eder. Böylece kanser oluşumu en başında bertaraf edilmiş olur. 
BİPOLAR BOZUKLUK, DEPRESYON VE SARA HASTALIĞI OLANLAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ? 
Psikiyatrik tedavi gören hastalar, doktor kontrolünde ilaçlarını aksatmamak kaydıyla oruç tutabilirler. Çünkü lityum ve valproik asit etken maddeli ilaçlar başta olmak üzere, duygu durumunu dengeleyen ilaçları kullananlar sıvı kaybı nedeniyle ilaçların kanda göreceli olarak artması sorunuyla karşı karşıya kalabilirler. Ramazan ayında oruç tutmak isteyen bu hastalar doktorlarıyla iletişime geçmeli ve onay almalıdır. Hekim gerek gördüğünde ilaçların dozlarıyla ilgili ayarlamalar yapmak gerekebilir. Bu ayarlamalar asla hasta tarafından yapılmamalı. Çünkü, psikiyatrik hastalıklar tekrarlama potansiyeline sahip. Diğer taraftan, sara hastası olupta nöbetleri henüz kontrol altına alınamamış hastalarda oruç tutma riskli olabilir. Çünkü gelişen sıvı kaybı ve hipoglisemi, nöbetleri tetikleyebilir. Nöbetleri kontrol altında olan epilepsi hastaları ise oruç tutup tutamayacaklarını doktorlarına sormalı."

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV